İçeriğe geç

Evet, Allah (celle celâluhu), kendi yolunda yürüyenleri hiç­bir zaman yol mağduru etmemiştir. En umulmadık yerlerde bile onların elinden tutmuş ve onları sahil-i selâmete çı­kar­mıştır. Siz, bir kuyunun dibine düşebilirsiniz. Fakat hiç beklemediğiniz bir anda birdenbire kuyuya güçlü bir ip salınıverir ve siz de ona tutunarak yukarı çıkarsınız. Yeri gelir üç beş tane kardeşin gadr, haset ve çekememezliğine uğrarsınız fakat bir müddet seyr u sülûk-i ruhani geçirdikten sonra bakmışsınız bir anda Cenâb-ı Hak sizin için gönüllerde tahtlar kurmuş. Bu açıdan hangi ağır şartlarla karşılaşırlarsa karşılaşsınlar Allah’ın yardım ve inayetini her zaman arkasında hisseden mü’minler büyük işlere talip olur, o büyük işleri kendi kâmet-i kıymetine göre yapma adına iradelerinin hakkını vermeye gayret eder ve böylece en mükemmel eserler ortaya koymaya çalışırlar. Zira bir hadislerinde Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), mü’minlere Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanmayı emretmiştir.211 Bu konudaki ilâhi ahlâk, bir âyette اَلَّذِۤي أَحْسَنَ كُلَّ شَيْءٍ خَلَقَهُ212 diğer bir âyette الَّذِۤي أَتْقَنَ كُلَّ شَيْءٍ213 ifadeleriyle belirtilerek, O’nun, yaptığı her şeyi en iyi, en güzel, en sağlam, en mükemmel şekilde vücuda getirdiği beyan edilmiştir. O, ibdâ, inşâ ve ihyâ etmiş, görenlere de, “Dahası olamaz.” dedirtmiştir. Hazreti Pîr de, bununla ilgili olarak İmam Gazzâlî’nin لَيْسَ فِى اْلاِمْكَانِ اَبْدَعُ مِمَّا كَانَ“Kâinatta mevcut olandan daha güzeli mümkün değildir.”214 sözünü nakletmiştir:215 Evet, kâinata kuşatıcı bir nazarla bakan ve tığını sebep-sonuç arasında götürüp getirebilen bir kimse şu itirafta bulunmak zorunda kalacaktır: “Allah, kâinatı öyle güzel yaratmıştır ki, bana bin sene ömür verilseydi ve ben, mevcudatın küçük bir parçasını inşa etmekle memur kılınsaydım, asla bunu yapamazdım.” İşte ilâhî ahlâk bize şunu göstermektedir: Mü’min, Allah yolunda koştururken bütün cehdini ortaya koyup işlerini en güzel ve en sağlam şekilde yapmaya çalışmalıdır.

263