Girdikleri ülkelerdeki ilim ve sanat birikimini değerlendirip, ilim ve sanat adamlarına çalışma zemini hazırladılar. Hangi dinden olursa olsun, âlimlere ve fikir adamlarına ayrı birer değer atfederek onları İslâmî toplum içinde aziz ve mükerrem tuttular.
Müslüman fatihler hiçbir zaman, müstemlekeci devletlerin istila ve işgal ettikleri ülkelerin halkına yaptıkları zulmü yapmadılar. Yapmak şöyle dursun, fethettikleri ülke halkına kendi dindaşları, kendi soydaşları gibi davrandı ve onlara, aynı vatandaşları gibi muamelede bulundular.
Halife Hazreti Ömer, Mekkeli bir soyludan tokat yiyen bir kıptîye: “Dön; sen de ona bir tokat vur.” diyor; Amr İbn Âs’ın Mısır yerlilerinden birisini rencide ettiğini duyunca da: “İnsanlar analarından hür olarak doğdular. Ne zamandan beri onları kul-köle olarak kullanıyorsunuz?” diyerek itapta bulunuyordu. Mescid-i Aksa’nın anahtarlarını almak için Filistin’de bulunduğu sırada, namaz vakitlerinden birisini içinde bulunduğu bir kilisede idrak ettiğinde papazın ısrarla kilisede namaz kılmasını istemesine rağmen: “Hayır! Halife Ömer burada namaz kıldı diye yarın sizi iz’âc edebilirler.”3 diyerek dışarıda toprak üzerinde namaz kılmayı tercih ediyor ve mağluplara karşı İslâm’ın fevkalâde insanî, alabildiğine yumuşak ve henüz günümüzde ulaşılamamış seviyedeki tavrını gösteriyordu.
Rica ederim, bu insanların başkalarını istismar etmeleri mümkün mü? Bunların başkalarını sömürmesi düşünülebilir mi? Ve bu yüksek ruhların temsil ettikleri Kur’ân sistemine emperyalist düzen denir mi?
Dipnotlar
- 3 T.W., Arnold, İntişar-ı İslâm Tarihi s.99-100.