İçeriğe geç

İşte, bu hadislerden birincisi, bunu ifade ediyor. Abdullah İbn Amr diyor ki: “Bana, ‘Efendimiz’in ağzından çıkan her şeyi yazıyorsun, ama O da bir beşerdir. Yumuşak olduğu an da olur, öfkeli olduğu an da.. bazen arzu etmediği şeyler de söyleyebilir -hâşâ-, sen ise tefrik etmeden her şeyi yazıyorsun.’ dediler. Bunun üzerine ben de yazıyı bıraktım. Sonra Efendimiz’le karşılaştığımda dedim ki: ‘Yâ Resûlallah böyle böyle diyorlar..!’ Buyurdular ki: Yaz! Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, bu ağızdan haktan başka bir şey çıkmaz.”5

Vak’anın birisi bu; diğeri de şöyle: Aleyhi Ekmelüttehâyâ Efendimiz Medine’ye teşrif buyurduklarında, Medinelilerin hurmaları aşıladıklarını görüyor ve “Bu aşılamanın neticeyi değiştireceğine kâni değilim.” diyor. Yani “Aşılamanın, kat’iyen faydası yoktur.” demiyor. Neticeye tesir etmeyeceğini ifade buyuruyor. Onlar da hangi stilde aşı yapıyorlarsa onu bırakıyorlar. Ertesi sene de verim alınamıyor. Kim bilir belki Allah’ın takdiri, o sene meyve olmayacaktı..? Sonra buyuruyorlar ki: “Dünyanızın işlerini siz iyi bilirsiniz.”6 Bunu, “Benden daha iyi bilirsiniz.” şeklinde anlamak doğru değildir. İhtimal ki, Efendimiz’in maksadı, “Siz bunları aşılıyorsunuz ama, Allah’ın dediğinden, dilediğinden başka bir şey olmayacaktır.” Ondan sonra tevafuken ertesi sene meyve olmadı. Zeytin de bir sene olur, bir sene olmaz. Olmadığı seneye rastladı. Onların hâllerine baktı, sözlerindeki hikmeti kavrayamadıklarını anladı. “Dünyanızın işlerini siz iyi bilirsiniz.” dedi. Yani vicdanî tecrübe ile kazanacakları önemli bir husus için henüz vaktin erken olduğuna işaret buyurdu.

145