Temelde önemli hizmetlere vesile olmuş şahıs, grup ve müesseselerin “es-Sebebu ke’l-fâil”6 fehvasınca bu mevzuda aslan payı elde edecekleri de Allah’ın ayrı bir lütfunun tezahürüdür. Ve O’nun rahmetinin vüs’atinden her zaman beklenebilir. Şimdi, bu iman ve Kur’ân hizmetini belli bir seviyeye getirenler, sonra ihlâs, samimiyet ve aynı coşku, aynı heyecan içinde durumu koruyamaz ve mevcudu muhafaza edemezlerse, yani aynı tempoda hareket edilmezse, emanet alınıp başkasına verilebilir. Refüze olmalar olabilir; yani bazıları dışarıya itilebilir, atılabilir. Bizler, Allah’ın inayetlerini takdir ve idrak edip takatimiz ölçüsünde gayret gösterebildiğimiz ve takdir, teklif, ihsan buyrulan lütufları değerlendirebildiğimiz nispette, imtihanı kazanmış, daha büyük lütuflara namzet bulunduğumuzu göstermiş olacağız.
Gönül arzu ediyor ki, her ânı ayrı bir şehit sevabı kazandıran bu iman ve Kur’ân hizmetinde koşan mü’minler, işin başındaki aşk ve heyecanlarıyla, yakîn gelinceye kadar koşup dursunlar!..
Dipnotlar
- 6 “Bir şeye sebep olan onu yapan gibidir.” (Bkz.: Müslim, imare 133; Tirmizî, ilim 14; Ebû Dâvûd, edep 115.)