İçeriğe geç

İnsanlar çok kere içinde bulunmadıkları bir hareketi hafife alır ve hatta bazen onu kınarlar. Bu durum göz önünde tutularak, uzaklaşan her arkadaştan; uzaklaştığı ölçüde bu türlü tavırlar beklemek akıllıca bir hareket olur. Çünkü onun acı kaderi ve yüzüne ekşi ekşi bakan tali’i budur. Bu acı bir neticedir. Böyle bir neticeye düşene de ancak acınır ve şefkat edilir. Bize düşen, aynı duruma düşmüş olsaydık nasıl bir mukabele beklerdik, o mukabeleyi arkadaşımıza çok görmemektir.

Allah Resûlü de aynı şekilde yapıyordu. O devrede, yanılan, sürçen, aktivitesini kaybeden hiç kimsenin ardından onun aleyhine tek söz söylemedi. Zâhiren Müslüman görünen Abdullah İbn Übey İbn Selûl’ün münafık olduğunu bildiği hâlde ve bu münafık; iffeti âyetle sabit Hz. Âişe gibi bir pâk ve muallâ dâmene iftira çamuru sıçratmasına rağmen, ağzından gıybet işmam edecek tek kelime konuşmamış ve sahabinin ısrarına ve öldürmek taleplerine karşı ısrarla “Hayır, Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) arkadaşlarını öldürtüyor, dedirtemem!”2 cevabını vermişti. Bütün hadis kitaplarını baştan sona tarayınız; İki Cihan Serveri’nin, bir mü’minin ardından, onun hoşlanmayacağı bir tek kelime sarf ettiğini gösteremezsiniz; gösterebilirseniz ben şimdiye kadar dediklerimden ve bundan sonra da diyeceklerimden vazgeçerim. Hayır, tek bir kelime bile gösterilemez. İşte, bu mevzuda yanıltmaz ve yanılmaz ölçümüz bu olmalıdır. Kardeşlerimizi tek kelimeyle dahi gıybet etmemeliyiz.

53