Rabbinize kulluk edin. O Rab ki, sizi ve sizden öncekileri O yaratmıştır. Hilkat ve yaratma O’na aittir. Sizi O var etti. Hilkatinize medar olabilecek ilk elemanları, parçaları, parçacıkları yaratan da O’dur. Yani sizce “evvel” diyebileceğimiz şeyleri yaratan da O’dur. Veya başka bir mânâsıyla, sizden evvelki insanları yaratan da O’dur. O, nicelerini kırıp geçirmiş ve yerle bir etmiştir. Yeryüzünde böbürlenip gezen Firavunları, Nemrutları, Şeddatları ne hâllere sokmuştur. Çalım satan Roma’yı, Bizans’ı, Yunan’ı hatta bir bakıma, Selçukluları, Osmanlıları âyât-ı tekvîniyesiyle bir enkaz hâline getirmiştir… Ve onları bütünüyle yaratan da O’dur. Sizi de O yarattı. Öyleyse gücü her şeye yeten bu Rabb’e kullukta bulunun. Mazi, hâl ve istikbali bir ibret tablosu gibi gözünüzün önünde bulundurun. Ta ki; takva dairesine girmiş olasınız. Böylece, hayatınızı en iyi şekilde değerlendirme imkânını bulacak, Allah’a karşı en saygı duyan insanlar hâline gelecek, Allah’tan en çok korkan olacak ve yolun en doğrusunda yürüyerek hayatınıza gaye olan hedefe ulaşacaksınız.
O Allah ve O Rab ki, yeryüzünü sizin için bir döşek rahatlığı içinde hazırlamıştır. Öyle ki, ihtiyacınız olan her şeyi burnunuzun dibinde ve yanı başınızda hazır bulabiliyorsunuz. Sanki siz, o döşekte bir hastasınız da sizin ve bu konağın sahibi Zât, yani kevn ü mekâna hükmü geçen Allah (celle celâluhu) size bir aziz misafir gibi ihtimamla bakıyor.