İçeriğe geç

Bu mevzuda, Allah Resûlü’nün beyan buyurduğu bir manzara ne kadar mânidardır. Gayb perdesi aralanıyor ve O’na bütün peygamberler gösteriliyor. Gerisini O’nun mübarek dudaklarından dökülen şu cümlelerden dinleyelim: “Öyle peygamberler gördüm ki arkasında tek bir ümmet dahi yoktu. Bazılarının ardında üç-beş insan vardı. Bir kalabalık cemaatin gelmekte olduğunu gördüm; ‘Bu benim ümmetim mi?’ diye sordum. ‘Hayır.’ dediler ‘Bu, Musa’nın ümmetidir.’ Biraz sonra ondan çok daha kalabalık bir ümmet gördüm ve onların benim ümmetim olduğu haberini aldım.”4

Düşünmek gerekir, bir peygamber ömür boyu çalışıp didiniyor da; kendisini anlayacak tek bir âşina sima bulamadan vefat ediyor. Bazıları sadece birkaç kişilik ümmete sahip oluyor. Bizler bu şekilde imtihan olsak, bu işin altından kalkabileceğimizi tahmin etmiyorum.

Hz. İbrahim, mancınıkla atılmak üzere elleri bağlı getiriliyor. Biraz sonra alevleri okyanus dalgaları gibi göğe yükselen dehşet verici ateşin içine atılacaktır. Melek müsaade istiyor, yardım etmek için çırpınıyor. Fakat O, tevekkülünden zerrece taviz vermeyerek “Allah bana yeter, O ne güzel vekildir.”5 diyor.

Hz. Nuh asırlar süren çırpınışları neticesinde bir avuç insanla ancak gemiye biniyor ve öz evlâdını dahi yanına alamıyor.6 Nebi ruhunu taşıyan bir baba için bu manzara ne ızdırap vericidir. Bunu bizim anlamamız çok zordur hatta mümkün değildir.

Hz. Mesih, öldürülmek istendiğinde henüz otuz üç yaşındadır. Kafasını uzatsa dışarıda kendisini parçalamak için bilenen kılıçları görecektir. Fakat O azimle yerinde duruyor ve bir an dahi tereddüt göstermiyor.

64