Bir diğer husus da, mümkün mertebe, kalbleri inceltecek nasihatlere kulak verilmesidir. Evet, dinleyince ahiretle bütünleşeceğimiz ve öteler arzusuyla coşup heyecanlanacağımız nasihatler çok önemlidir.. ve bu mânâdaki nasihat aynen dindir. Seleflerimiz vaaz u nasihat ederken, cami aşkla, heyecanla dolardı. Koca Fahreddin Râzî, felsefe kitaplarını devirmiş bir insandı ama, kürsüye çıktığında hıçkırıklarından ne dediğini âdeta kimse anlayamazdı. Biz bu türlü nâsihleri dinlemeden mahrum, bu itibarla da bir bakıma tali’siz bir cemaat sayılırız.
Oysaki insan aynı zamanda, yüreği hoplamaya, gözü yaşarmaya muhtaç bir varlıktır. Evet, insan iç âlemi itibarıyla her gün birkaç defa incelmeye, incelip kendi içinde derinleşmeye ihtiyacı olan bir yaratıktır. Ağlamak da o ihtiyaçlardan biridir. Kur’ân, “Onlar ağlar ve yüzüstü kendilerini secdeye atarlar.”4 diyerek hep iç inceliğinden, yaşaran gözden, rikkatli kalbten bahsediyor.