İslâm’ın neşrettiği ziya ve nur sayesinde insanoğlu kendini doğru okuyabilmiş; ilâhî bir sanat eseri olduğunu anlamış; kâinatta var olan her şeyin icmâlen kendisinde de mündemiç bulunduğunu müşahede etmiş ve çoklarının gözünden kaçan nice engin derinliklere muttali olmuştur.
Evet, hemen her mü’min onun atmosferinde eşyâ ve hâdiselere farklı bakar, farklı değerlendirir ve farklı sonuçlara ulaşır; varlığı, varlık içindeki konumunu, bu konuma göre sorumluluklarını, mebdeini-meâdını ve davranışlarına göre âkıbetini daha bir net görür; mülâhazalarına bağlı yer yer şükranla gürler, zaman zaman muhabbetle coşar, ama mutlaka gider mehâfet ve mehâbete kilitlenir ve saygı soluklamaya durur.
Baştan buraya kadar anlatmaya çalıştığımız hususların hepsi Kur’ân ve Sünnet’le müeyyettir ama, her konuyla alâkalı âyet ve hadislerin böyle dar bir makale çerçevesinde ifade edilemeyeceği de açıktır. Bu itibarla da şimdilik işin o yanını uzmanlarına havale ederek konuyu noktalamak istiyorum.