İçeriğe geç

Evet, bütün o aldatan görkemler, o şımartan gösterişler, o alâyişlerle şişip köpüren törenler-kabuller, maskaralığa varan teveccühler, hakimane tavırlar, işveli edalar, şuh kahkahalar yerlerini, hazanla savrulan yapraklara, tir tir titreten poyrazlara, renklere küskün gözlere ve neşeye kapalı sinelere bırakıp öyle giderler.

Gözlerindeki ışıkların yavaş yavaş sönmesi, aşklarını, heyecanlarını söyleyen ağızlarının zamanla bütün bütün susması, neşe ve sevince açık duygularının birer birer ölmesi, yaşama zevk ve hazzıyla çarpan kalblerinin kasvete boğulması, eski günlerin neşe ve sevincini paylaştıkları kimselerin ölüp toprağa gömülmesi, gömülüp çürümeye terk edilmesiyle sarsılmış bu hayatzede tâli’sizler, ya müsekkinlerle hislerini iptal ederek başka varlıklar gibi yaşarlar veya her dakika ruhlarının derinliklerinde bir ebedî yokluğu duyar ve ölüp ölüp dirilirler.

Hele, bütün fırsatları kaçırıp, geriye dönülmez o son noktaya ulaştıkları zaman, hasretleri âdeta sonsuzlaşır ve hicranları da öldürecek seviyeye ulaşır.. işte o zaman “keşke!” der, iki büklüm olurlar; ama artık, iş işten geçmiştir.

110