İçeriğe geç

Bu itibarla denebilir ki, din, medenî dünya üzerinde, her gün biraz daha tesirini artıra artıra, geçmişte olduğu gibi, gelecekte de fonksiyonunu devam ettirecektir. Daha şimdiden, onca yıl komünizm baskısı altında esaret hayatı yaşadıktan sonra, gücünden hiçbir şey kaybetmemiş gibi, yepyeni bir azimle derlenip toparlanan Ortodoks kilisesi, dün komünizmaya kaptırdığı bütün dinî ve hayatî müesseseleri birer birer istirdat etmesi (geriye alma).. Avrupa’da peşi peşine din buudlu siyasî partilerin teşekkülü; hatta bazı yerlerde bunların iktidar olmaları.. hemen hemen bütün batı ülkelerinde yeminlerin hâlâ büyük bir titizlikle İncil üzerine yapılması –ilhad yobazlarının kör gözlerine, sağır kulaklarına sokulsun!– bütün eğitim ve öğretim müesseselerinde din eğitimine oldukça geniş bir yer verilmesi ve bu işin ciddî bir plan ve programla yürütülmesi.. radyo ve televizyonların bütünüyle dinî propagandaya açık bulunması, değil safvet-i aslîyesiyle ayakta duran din, onun gölgesindeki ürpertici gücün bile kolay kolay ters-yüz edilemeyeceğini göstermesi bakımından ne müthiş bir tablodur..!

Ayrıca, düne kadar dinin müdafileri sadece ilâhiyatçılar arasından çıkıyordu.. şimdi, bu müdafi kadroya, biyologlar, fizyolojistler, antropologlar, zoologlar, hekimler, matematikçiler, fizikçiler, kimyacılar, psikologlar, sosyologlar gibi pek çok fen ve ilim adamı da katılmakta ve din gerçeğinin ölümsüzlüğünü ilan etmektedir.

97