İçeriğe geç

Şimdi bütün dünya ve topyekün insanlık kanlı gözlerle, bir zamanlar, acımadan zamanın seline attığı o eski şeyleri –estağfirullah– eskimeyen değerlerleri, bir bir bulup çıkarma hummasını yaşıyor.. ve eğer insanoğlu bütün bütün insanî melekelerini kaybetmemişse –ki kaybetmediği ümidini taşıyoruz– yıllar öncesi gerdanından söküp attığı o değerler kolyesini “Doğrusu bu yolculuğumuzda bir hayli yorgun ve bîtâp düştük.”1 ufkuna ulaşınca mutlaka elde edecek ve aynı noktada Hızır’la buluşup “âb-ı hayat”a erecektir.

Bütün insanlık, bu buluş ve bulunuşu canlandıracak vicdan topluluğunun, Hz. Musa gibi atılması gerekli olan adımı atıp berzahı aşmasını bekliyor. Bir adım veya birkaç adım, onu atabilenler, Tûr’dan dönen babayiğitler gibi cihanları aydınlatacak bir nurla dönecek ve her tarafta “ba’sü ba’del mevt” soluklayacaklardır. Ümidim var ki, bu yeni dirilişe, gerçek ölüm bile kement vuramayacaktır.. vuramayacaktır; zira temelinde ilâhî inayet, arkasında sonsuz kudret ve ruhunda peygamberane bir himmet var.. enbiya tarihi ise yüzlerce misaliyle ayrı bir levha-i ibret…

Evet, tarihte öyle milletler görülmüştür ki, herkes onların dirilmemek üzere yok olup gittiklerini düşündüğü bir anda, bir ferd-i ferîd veya bir avuç kudsînin üfledikleri hayat, tutuşturdukları meşale ve taşıdıkları enerjiyle bir hamlede dirilmiş ve dört bir yanda iman, ümit ve diriliş soluklamaya başlamışlardır. Bilhassa her zaman “Hira” bağlantılı kalabilmiş ve “Tûr”lara açık yaşamış bizim dünyamızın insanı ruh safveti, zekâ duruluğu ve Kudreti Sonsuz’la sımsıkı irtibatı sayesinde şimdiye kadar bin ölüm çukurunu atladığı gibi, bu defa da önünü kesen ve aşılmaz gibi görünen şu handikapları bir bir aşacak ve ölümsüzlük arasatına ulaşacaktır.

94