Mü’min, kâinatı böyle bir yardımlaşma armonisi olarak görür ve “Kâinat tepeden tırnağa bir yardımlaşmadan ibarettir.” der. Öyleyse insan da kâinattaki bu umumi ahenge uymalı, bu senfonizmayı, bu umumi mûsıkîyi bozmamak için o da hep yardıma koşmalıdır.
e. Aramızdaki Rabıta Kardeşlik Rabıtasıdır
Kur’ân, mü’minler arasındaki rabıtayı uhuvvet olarak belirlemektedir.
Bütün Müslümanlar arasında bu rabıta tesis edilmeli ve bu rabıtaya göre bir kere daha kardeşlik duygusu vurgulanmalıdır. Hele diyaneti bir olan, İslâmiyeti yaşayan kimseler kopmayacak şekilde birbirlerine kenetlenmelidirler. Zaten “Mü’minler ancak kardeştir.”15 Mü’min, yeryüzünde iman eden herkese kardeş nazarıyla bakmalı, kâinatı da bir “mehd-i uhuvvet” gibi görmelidir.
f. Hak Düşüncesi Esastır
Kur’ân terbiyesi, nokta-i istinat olarak “kuvvet”e bedel “hakk”ı kabul eder. “Kim haklı ise o kuvvetlidir.” der. Bu gün zayıf olsa dahi ileride Allah’ın tevfik ve inayetiyle hak mutlaka galebe çalacaktır inancına bağlı yaşar.
Mü’minin nazarında hakka saygı âdeta ibadettir. Onun içindir ki Hz. Ömer gibi Halife-i rûy-i zemin, bir zimmî ile mahkemede mürâfaa olur.. ve Halife ile zimmînin murâfaa olduğu mahkemedeki hâkim, Emiru’l-mü’minin’i kendi yanına çağırmak için bir iltifatta bulununca Emiru’l-mü’minin onu itab eder ve adil olmaya çağırır.
Kur’ân dışı felsefî sistemlerin tesirine girmemiş bir mü’min, “Asra yemin ederim ki insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.”16 âyet-i kerimesinde öngörüldüğü şekilde, her zaman hakkı yaşar, hakkı tavsiye eder. Âkif’in dediği gibi:
Dipnotlar
- 15 Hucurât sûresi, 49/10.
- 16 Asr sûresi, 103/1-3.