Evet, makam sevdasıyla hareket edenler salim düşünemezler. Orada her zaman farklı entrikalar olur. Sözleriniz yanlış şekillerde yorumlanır… Hâlbuki tarih boyunca statik güçler, daima dinamik güçleri belirleyici ve harekete geçirici olmuşlardır. Gelecekte o anlayış ve o felsefenin çocukları kendi anlayış ve felsefelerini idarî bir sistem hâlinde uygulamaya koyacaklarmış veya koymayacaklarmış, bunlar beni hiç ilgilendirmez. Zannediyorum Ufuk Turu’nda belirtmeye çalıştığımız bu ve buna benzer düşünceler çoklarının dikkatini çekmiş olacak ki, İslâm objektivizminin, evrenselliğinin günümüze aksettirilmesi değerlendirmesini yaptılar. Hâlbuki bu evrensellik bize ait değil, o dinimizin enginlik ve derinliğinden kaynaklanmaktadır. Bize de bunu ifade etmek düşmüş, hepsi o kadar. Biz insanlığın hayranlık duyduğu Ahmed ü Mahmud u Muhammed Mustafa’nın kapı kullarıyız.
Şaşırtan Manzaralar
Toplumumuz içinde dinin amelî hükümlerini bilmeyen, yaşamayan bazı insanlar, dine çok samimî ve yürekten inanmışlar.. inanmış ve mensup olduğu camia içinde, o kadarcık bir inançla dahi olsa dinin âdeta sesi soluğu olmuşlar. Son aylarda, toplumumuzun değişik kesimlerine açılma vetiresinde bunları açık-seçik müşâhede ettik. Öyle ki, yıllardan beri bize dinsiz-imansız olarak anlatılan, daha doğrusu öyle lanse edilen bazı sanatçıların dine olan inancını, yürekten bağlılığını görünce –ameli olmasa dahi– şaşkınlık ve hayranlığımı gizleyemediğimi itiraf etmeliyim. Meselâ, 45 dakikalık bir programını milyarlarla ifade edilen rakamlara satan meşhur bir komedi sanatçısı, kalktı medya diliyle “Ben Ramazanda orucumu tutarım.” dedi. Bir müzik sanatçısı ise, kendisine “Size Türkiye’nin Yusuf İslâm’ı nazarıyla bakabilir miyiz?” sorusuna “Hayır, bakamazsınız. Çünkü Yusuf İslâm önce Hristiyandı sonra Müslüman oldu. Ben ise zaten Müslümandım.” cevabını verdi. Bunlar yüreklerdekini açığa vurma adına ne müthiş soluklardır.