Yine Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), Hayber savaşında, daha önceki dönemler itibarıyla Müslümanlara her türlü kötülüğü yapmış olan Yahudilerle muharebe ederken, mancınıklarla kale içini dövmekten başka çarenin kalmadığı bir anda, ağaçların kesilmesi ve kütükler hâlinde kaleye atılması noktasında yine beklentiye girmiş ve tereddüt geçirmiştir.17 Aynı endişeyi Nebiler Serveri, ekinlerin yakılması hususunda da göstermiştir.18 Hâlbuki, bugün galibiyet ya da mağlûbiyetin bahis mevzuu olduğu böyle bir yerde ekinlerin yakılması da, ağaçların kesilmesi de tereddütsüz tecviz ediliyor. Ayrıca hac veya umre için ihrama giren kimselerin, Harem dahilinde hayvan öldürmesi, ağaçları kesmesi, otları koparması yasak edilmiştir.19 Bu yasak fiillerin İslâm hukukundaki adı cinayettir.20 Bu cinayetleri işleyen insanlar, mutlaka günahlarının affı için Rabbilerine yalvarıp yakarmak zorundadırlar. Tevbe, bu günahın affedilmesi için asıl şart iken, bundan başka bir de insanın sadaka vermesi dinî bir hükme bağlanmıştır. Sadakanın sınırı ise, fidye miktarından, koyun kurban etmeye ya da telef edilen şeyin kıymetini vermeye kadar geniştir.21
Buna göre, eğer Allah Resûlü, o dönemde çölün merkezi olan Yemen’de bulunsaydı, orayı da yeşillendirmek ve Cennet hâline getirmek için gerekli olan her şeyi yapacaktı. İşte şu beyan O’na aittir: “Kimin elinde bir fide varsa, kıyamet kopacak da olsa, onu dikmeye gücü yeterse mutlak diksin!”22
Bir dönemde bu hususları nazara alan bizim insanımız dünyalarını cennetlere çevirmişti. Hatta İsmail Hâmi Danişmend, biraz mübalağalı da olsa bir eserinde, “Medine’den San’a’ya, oradan Hadramevt’e kadar, seyahat eden bir insan, başına güneş değmeden, gölgelikler arasında seyahat edebiliyordu.” der.
Dipnotlar
- 17 Bkz.: el-Beyhakî, Delâilü’n-nübüvve 4/225-226; el-Halebî, es-Sîratü’l-Halebiyye 2/744.
- 18 eş-Şâfiî, el-Ümm 4/287.
- 19 Buhârî, hac 43, cezâü’s-sayd 8, 10, lukata 6, cizye 22; Müslim, imâret 85.
- 20 Bkz.: Aliyyülkârî, Fethu bâbi’l-inâye 1/688.
- 21 Bkz.: Aliyyülkârî, Fethu bâbi’l-inâye 1/688-725.
- 22 Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 3/191.