İçeriğe geç

Eğer lâm-ı tarife istiğrak mânâsını verecek olursak; teker teker her fert ne çeşit dalâlete girmişse onların gittikleri dalâlete gitmekten Allah’a sığınıyor ve O’nun hidayetini talep ediyoruz demektir. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde: اَلْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ: اَلْيَهُودُ وَالنَّصَارَى“Allah’ın gazabına uğramış, Yahudiler; sapıklara gelince onlar Nasârâdır.”7 buyurmuşlardır.

Kur’ân-ı Kerim, gadaba uğramışları ve dalâlete düşmüşleri, Yahudi ve Hristiyanlar olarak gösterdiği gibi, bazen de onların dışındakileri kasdetmektedir. Binaenaleyh bu âyetlerle, sanki şöyle denilmek istenmektedir: “Müslümanların en yakın zıddı Yahudi ve Hristiyanlardır. İşte kâfirler de dahil ne kadar Allah’ın gazabına uğramış ve dalâlete düşmüş varsa, onların yoluna itilip atılmadan Allahım Sana sığınıyorum.”

Allah (celle celâluhu), Kur’ân-ı Kerim’de, Yahudiler hakkında şöyle buyuruyor: وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ وَالْمَسْكَنَةُ وَبَۤاؤُۧا بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِ“Onlara zillet ve meskenet damgası vuruldu ve onlar Allah’ın gazabına uğradılar.”8 Böylece Allah, Yahudilerin Kendi gazabına uğradığını anlatıyor. Hristiyanlar hakkında: قُلْ يَۤا أَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا فِي دِينِكُمْ غَيْرَ الْحَقِّ وَلَاتَتَّبِعُۤوا أَهْوَۤاءَ قَوْمٍ قَدْ ضَلُّوا مِنْ قَبْلُ وَأَضَلُّوا كَثِيرًا وَضَلُّوا عَنْ سَوَۤاءِ السَّبِيلِ“Ey Ehl-i Kitap! Dininizde yok yere aşırılığa girmeyin! Bundan önce şaşmış, pek çoklarını da şaşırtmış ve doğru yoldan sapmış bir kavmin heva ve heveslerine uymayın!”9 demek suretiyle onların taşkınlık yaptıklarını, dalâlete düşüp başkalarını da idlâl ettiklerini, yani sapıp saptırdıklarını, sapıklığı şiâr hâline getirmiş olduklarını yüzlerine vuruyor, onları da Yahudiler gibi damgalıyor. Bu açıdan denebilir ki, en hafif kâfirden en katı kâfire kadar, hepsi bir nevi Allah’ın gazabına uğramış ve bir çeşit dalâlete düşmüşlerdir.

212