İçeriğe geç

vileşmektir. Bu, dünyaya düşkünlük anlamında bir dünyevileşme değil, dünyayı tanıma, dünyada insanlığın kaderiyle ilgili söz söyleyebilme mânâsında bir dünyevileşmedir.

Âyet-i kerimenin devamında şöyle buyruluyor:  ْ وَ مَنْ يَخْ رُجْ مِن وَ كَانَ

بَـيْـتِـه۪ مُهَاجِ راً اِلَى اهللِ وَ رَسُ ولِه۪ ثُمَّ يُـدْ رِكْهُ الْمَوْ تُ فَـقَـدْ وَ قَعَ اَجْ رُهُ عَلَى اهللِطاهللُ غَفُوراً رَح۪ يماًKim evinden Allah’a ve Resûlüne hicret niyetiyle çıkar da yolda ecel gelip kendini yakalarsa o da mükafatı hak etmiştir ve mükafatını verme Allah’a aittir. Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir (affı, merhamet ve ihsanı boldur).” Cenab-ı Hak, günümüzde de örneklerini gördüğümüz üzere, yurdundan yuvasından hicret niyetiyle çıkıp da hedefledikleri yere varamadan yolda vefat edenlerin niyet ve hedeflerine göre mükafatını vereceğini vaadediyor.Muhacirleri bekleyen mükafatların beyan edildiği diğer bir

âyet-i kerime de şöyle der: وَ الَّذ۪ ينَ هَاجَرُوا فِى اهللِ مِنْ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا وَ اَلَ َجْ رُ ااْلْ ٰخِ رَةِ اَكْـبَرُۢ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ

لَـنُـبَوِّ ئَـنَّهُمْ فِى الدُّنْـيَا حَسَ نَةًطZulme maruz kaldıktan sonra Allah uğrunda hicret edenleri, elbette dünyada güzel bir yere yerleştirir, onlara, karşılaşacakları güzellikler hazırlarız. Âhiret mükafatı ise daha büyüktür. Ah bir bilseler!”134 Âyet-i kerime, maruz kaldıkları baskı, zulüm ve işkencelerden ötürü kendi ülkelerinde yaşama imkânları kalmayan, bu sebeple çözümü hicrette bulan müminlerin durumunu anlatıyor ve onları bekleyen dünyevî-uhrevî nimetleri müjdeliyor. Cenab-ı Hak, onlara gittikleri ülkelerde hiç ummayacakları nimetler ve ihsanlar lütfedecektir. Onların âhirette elde edecekleri mükafat ise dünyevî mükafatlarının çok çok üstünde, tahayyüllere sığmayacak ölçüde olacaktır.

Hicret ve Cihat

Bir diğer âyet-i kerimede ise hicretten sonra cihat etme ve

sabretme üzerinde durulur:   ثُمَّ اِنَّ رَبَّكَ لِلَّذ۪ ينَ هَاجَرُوا مِنْ بَعْدِ مَا فُـتِـنُوا

203