İçeriğe geç
28. Bölüm

Tevekküf ve Satıhlık

TEVAKKUF VE SATHÎLİK

Osmanlı’nın son döneminde yetişen önemli mütefekkirlerden Filibeli Ahmet Hilmi, Müslümanların terakkisinin (ilerlemesinin) önünde iki büyük engel görür: Bunlardan biri tevakkufperestlik, diğeri de malumat-ı sathiye (yüzeysel bilgiler) ile kanaat etme. Kanaat-i âcizânemce, İslam dünyasının geri kalmışlığını sadece iki sebebe inhisar ettirmek (indirgemek) meseleyi daraltmak olur. Bununla birlikte bu iki husus, günümüzde de oldukça önemlidir.Tevakkufperestliği, kısaca, bulunduğu duruma kanaat etme ve ilerlemek için herhangi bir çaba harcamama şeklinde anlayabiliriz. Bediüzzaman Hazretleri de bu hususa temas etmiş ve mevcuda kanaat etmenin dûn-himmetlik (gayret yoksunluğu, himmetini düşük tutma) olduğunu belirtmiştir.113 Bir millet ekonomi, kültür ve medeniyette, ilim ve araştırma hayatında bir tevakkuf yani duraklama dönemine girmişse, kendisini çürümeye salmış demektir. Zira tevakkuf, tembellik ve ataletin bir neticesidir. Yerinde sayan bir toplumda ilerleme, gelişme yoktur. Böyle bir toplumun zamanla içten içe çürümesi ve yozlaşması kaçınılmazdır.Tevakkuf yaşayan toplumlar, yaşadığı çağa ayak uyduramazlar. Zaman itibarıyla çağlarını idrak etseler de zihniyet olarak

164