İçeriğe geç

Raşidin’in yolunu takip ettiğini öne sürebilir, kendisini dinleyenlere büyük vaatlerde de bulunabilir. Ama acaba onun tavır ve davranışları sözleriyle paralellik arz ediyor mu? Muamelelerinde milimi milimine hassas davranıyor mu? Helal, haram konusunda yeterince dikkatli mi?.. Öyle ise sözlerine kulak vermeye değer. Ama değilse, o bir yalancı, bir sahtekârdan başka bir şey değildir. Maalesef günümüzde bu tür örneklerle o kadar sık karşılaşıyoruz ki, hayalinizi birazcık etraf-ı âlemde dolaştıracak, ferasetinizle iz sürecek olursanız çevrenizde yığınla misalini bulabilirsiniz. Âşık Ruhsatî, yaşadığımız bu tabloyu çok güzel resmediyor:

“Bir vakte erdi ki bizim günümüz Yiğit belli değil, mert belli değil Herkes yarasına derman arıyor Deva belli değil, dert belli değil.”132

Ben, bu şiiri biraz değiştirerek şöyle diyorum: “Bir vakte erdi ki bizim günümüz Mümin belli değil, münafık belli değil Herkes yarasına derman arıyor Yâr belli değil, ağyâr belli değil.”Maalesef ahvâl-i âlemin çok girift olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Öyle yalanlar söyleniyor, ayak oyunları oynanıyor, iftiralar atılıyor ki nice saf mümin bunlara inanıyor. Ama elbet bir gün Allah hükmünü verecek, kimin ne olduğunu ortaya çıkaracaktır.

Bize Düşen

Kim ne yaparsa yapsın, samimi müminlere düşen vazife, nazarî imanlarını amelî imana çevirmek, İslam’ın hem ibadetlerle hem de muamelâtla alâkalı konularda kendilerine çizdiği çizgiyi korumak ve her durumda karakterlerinin gereğini ortaya koymaktır. Bir taraftan iffet ve ismetlerine toz konduracak her tür tavır ve davranıştan uzak durmalı, diğer yandan da insanlarla olan

197