İçeriğe geç

laşıp tertemiz hale gelmesi sayesinde bu tür rahatsızlıklardan kurtulma imkânı buluyorlardı. Maalesef günümüzde bu imkân da kalmadı. Çokları hayatlarını dünya peşinde koşarak, nefis hesabına yaşayarak zâyi ediyorlar. Dünya hayatını âhirete tercih etme moda oldu. Herkes harıl harıl dünyanın peşinden koşuyor; dünyalık aparabilme, koparabilme derdinde. Dikkat etmezsek, biz de dünyaya yönelik duygu ve düşüncelerin radyoaktif tesiri altında kalabiliriz. Âhirete ait nimetleri burada tüketebiliriz. Dünyanın göz kamaştırıcı cazibedar güzelliklerini insanların önüne serdiği ve onları kendi ağına düşürdüğü böyle bir dönemde kararlı durabilmek çok önemlidir. Fakat bu, hiç de kolay değildir. Kayıp düşmelerin çok olduğu bir yerde, ayakları yere sağlam basıyor görünen kimselerin bile çok dikkatli olması gerekir. Bu konuda ciddi bir ceht ü gayret göstermeye ve iradenin hakkını vermeye ihtiyaç var. Kalbimizi din-i mübin-i İslam’da sabit-kadem eylemesi adına Allah’a çok dua etmeliyiz.Hülasa, insanlar yaşlansalar da içte bulunan dünya sevgisi ve dünyada ebedi yaşama arzusu genç kalmaya devam ediyor, belki daha da artıyor. Bu yüzden, bu tür zararlı duyguları baskı altına alma ve terbiye etme konusunda çok ciddi gayret göstermek gerekiyor. Bunun yolu da; insandaki makam hırsı, dünya tamahı ve yaşama arzusu gibi duygular arttıkça, dünyanın fâniliğini düşünüp kendini sorgulamaktan, Allah’a ve âhirete iştiyak duymaktan, ibadet sevgisiyle yaşamaktan ve Allah yolunda hizmet etme duygu ve düşünceleriyle yatıp kalkmaktan geçer. Ancak bu sayededir ki insan ömrünün sonuna kadar istikametini koruyabilir. Sürekli içimizi kontrol etmez, kendimizi muhasebeye çekmez ve Allah yolunda faydalı işler yapmak için kendimizi zorlamazsak, hadiste bahsedilen manevî hastalıkların varlığından haberdar olamaz ve bunların bizi nasıl baş aşağı getireceğini bilemeyiz. Allah Teâlâ, hepimizi kötü akıbetten muhafaza etsin.

114