İçeriğe geç

İsmail Hakkı Bursevî Hazretleri’nin mevzu ile alâkalı mütalâası ise şöyledir: İki tür taayyün vardır: İlâhi taayyün ve kevnî taayyün. İlâhî taayyün, evvelâ hüviyet-i zâtiye, sonra da kelâm-ı sübhanîye nâzırdır. Kevnî taayyün ise, evvelâ Hakikat-i Muhammediye’ye (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ), sonra da hilkat-i Âdem ve benî Âdem’e bakar. Bu mertebeler aynı zamanda Zât, sıfât, sonra da arkasındaki âsâr ve ef’âl ile esmâ-i ilâhiyeye nâzırdır.

Her şeyi doğru olarak ancak Allah bilir. Bizim bildiklerimiz ise idrak, ihsas ve O’nun ihsanı ölçüsündedir.

﴿سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَۤا إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَاۘ إِنَّكَ أَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ﴾،
سُبْحَانَكَ لَا فَهْمَ لَنَا إِلَّا مَا فَهَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْجَوَادُ الْكَرِيمُ،
﴿رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَۤا إِنْ نَسِينَۤا أَوْ أَخْطَأْنَا﴾
وَلَا تُعَذِّبْنَا بِغَفْلَتِنَا وَذُهُولِنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الْكَرِيمُ.
وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى أَشْرَفِ خَلْقِكَ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَاٰلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ.
235