İçeriğe geç

İnsanların sulh ve barış içinde yaşadığı bir toplum yapısı kurmak hakikaten zordur. Fakat bu, tarihte pek çok defa gerçekleşmiştir. Mesela Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) yaşadığı döneme baktığımızda bedevilikten gelmiş ve oldukça hırçın bir topluluk, kısa bir süre sonra âdeta melekleşmiş ve birer medeniyet muallimi hâline gelmiştir. Aynı şekilde Devlet-i Âliye, hâkim olduğu yerlerde öyle bir denge kurmuştur ki farklı farklı ırk, kültür ve dinlere mensup insanlar barış içinde yaşamışlardır. Bu demek değildir ki bu dönemlerde hiçbir problem görülmemiştir. Elbette yer yer bir kısım olumsuzluklar vuku bulmuştur. Fakat bunları günümüze kıyaslayacak olursak nispetlerinin oldukça düşük olduğu görülecektir.

Bu açıdan yeniden bir kere daha fertleri arasında saygı ve sevginin hâkim olduğu temiz bir toplum oluşturmak için, deforme olmuş bu toplumun reforma tâbi tutulması, daha doğrusu bir kere daha aslî hüviyetini elde etmesine gayret gösterilmesi gerekir. Farklı bir ifadeyle, anaokulundan, üniversiteye hatta daha sonrasına kadar bütün vicdanların ruh ve mânâ köklerimizden süzülüp gelen yüce değerlere uyarılması şarttır. Çünkü inanılması ve gereğiyle amel edilmesi lazım gelen değerler manzumesinden koptuğumuz için sokaklarda pek çok şirretliğin vuku bulduğu ve insanı insanlığından utandıracak türlü türlü suçların işlendiği arızalı bir toplum hâline geldik.

175