İçeriğe geç

Hatta bunların da ötesinde bir kısım zalim ve mütecavizler hayatı bize zindan edebilirler. Öyle ki firarlar, sürgünler, hapisler, zindanlar, zulümler birbirini takip edebilir. Size dünya zevki namına hiçbir şey tattırmazlar. Fakat hemen ifade etmeliyim ki bütün bunlar sorumluluğumuz açısından hiçbir şey ifade etmez. Bizim fıtratımızın gayesi ve yaratılışımızın neticesi belirlenmiştir. Bize düşen bunu gerçekleştirmeye matuf hareket etmektir. Bunu gerçekleştirdikten sonra bütün bunlar ne ifade eder ki! Fakat siz Allah’ın adını yüceltme, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) adını bütün âleme duyurma istikametinde bir şey yapmadan bu dünyadan giderseniz, işte o zaman ahirete yürürken gözünüz açık gidersiniz.

Bu itibarladır ki günümüzde maddî ve mânevî füyuzat hislerinden fedakârlıkta bulunmaya hazır olan, tıpkı Üstad Hazretleri gibi, “Ben cemiyetin iman ve selameti yolunda ahiretimi de feda ettim, dünyamı da. Gözümde ne cennet sevdası var, ne de cehennem korkusu. Milletimin imanını selamette görürsem, Cehennem’in alevleri içinde yanmaya razıyım.”90 diyecek ölçüde davasına bağlı sadık ve vefalı temsilcilere ihtiyaç var. Yoksa meselenin değişik ad ve unvanlarla kendini ifade etmeye, aidiyet mülâhazalarına sığınmaya, cemaat enaniyetine girmeye hiç tahammülü yoktur. Bütün bunlar öz ve mânâdan kaçmanın ve şekle sığınmanın birer ifadesidir.

Bence nam ve nişanlarla övünme veya falanlara, filanlara intisapla kendi şahsi enaniyetini güçlendirme yerine, ortaya konan düstur ve disiplinlere bağlı kalmaya çalışmalıdır. Birilerinin, insanları öldürerek bir yere varmaya çalışmasına mukabil, yürüdüğü yolda sesi soluğu kesilinceye kadar koşmak suretiyle ölen adanmış ruhlara ihtiyaç var. Bu yolda kendi rahatını ve cismanî zevklerini feda edebilen, maddî mânevî füyuzat hislerini düşünmeyen bu adanmışlar sayesindedir ki bizim yıkık rüyamız tekrar mamur hâle gelecektir.

137