Asıl ismi Hamid olan ve “Somuncu Baba” lâkabıyla bilinen Hak dostu, bu hususta çok meşhur olmuştur. Rivayete göre, Bursa Ulu Cami’nin açılışı sırasında başta Yıldırım Bayezid Han, sarayın damadı Seyyid Emîr Sultan, Molla Fenârî ve ulemadan pek çok kimse Ulu Cami’yi doldurmuş; padişah, caminin açılış hutbesini okumak üzere Emir Sultan’a vazife vermiş; o da “Sultanım! Zamanın büyük âlimi burada iken, bizim hutbe okumamız uygun değildir. Hutbeyi okumaya layık zat, şudur.” diyerek, Somuncu Baba’yı göstermişti. Somuncu Baba, hutbede, Fatiha sûresinin yedi türlü tefsirini yapmıştı. O öyle bir tefsirdi ki, konuşmasının ilk bölümünü herkes anlamıştı; fakat daha sonra insanlar Somuncu Baba’yı başka bir lisan konuşuyor zannetmişti ve anlattıklarından nasiplenmek, sadece o dönemin en dikkatli ve bilgili âlimlerine nasip olmuştu. Meselâ, Molla Fenârî Hazretleri, “Somuncu Baba, bizim Fatiha sûresindeki pek çok müşkülümüzü halletti. Onun büyüklüğüne, bu yedi çeşit tefsir kâfidir.” demişti.
Başlangıçtan buraya kadar söylediklerimiz kısa bir giriş sayılabilir. Bizim için önemli bir mevzuyu açıklama adına böyle bir girişi uygun gördük. Her şeyden önce ifade etmeliyiz ki, bu kitapta okuyacaklarınız Muhterem Hocamızın ilim, amel, zühd ve takva buudunu göstermekten âciz kalmıştır. Bu kitabın bir şanssızlığı, Hocamızı azamî derecede anlayan ve anladıklarını kaleme alıp başkalarıyla da paylaşan ilmi engin bir insanın elinden çıkmayışıdır.