Bu açıdan İbn Atâullah el-İskenderî Hazretleri’nin bu sözü, bir taraftan, bir hakikatin ifadesi olarak ele alınmalıdır. Fakat diğer taraftan, mutlak ölçü olarak kabul edilmemeli, bu mevzudaki başka nassların ışığı altında bu söz değerlendirmeye tâbi tutulmalıdır. Evet, istihdam olunduğu vazife ve hizmet, insanın ümitvar olması adına bir vesiledir. Meselâ kanalları temizlemek için kullanılan bir çapa düşündüğümüzde, bu, onun kıymet-i harbiyesinin ne ölçüde olduğunu gösterir. Ama yine alet olarak kullanılan başka bir çapa daha vardır ki, onunla gül bahçesi tımar edilir. İşte, böyle güzel işlerde istihdam edilme mevzuu, Cenâb-ı Hakk’ın size olan teveccühünün bir tezahürü olabilir. Böyle bir durumun, ümitlere esas teşkil edecek şekilde değerlendirilmesinde bir mahzur olmasa gerek.
Fakat yine de bu yaklaşım sorgulanabilir. Çünkü meselenin bir de istidraç yanı vardır. Zira bildiğiniz üzere menkıbelerde, Bel’am İbn Bâûra ve Bersisa gibi vilâyet mertebesini ihraz etmiş çok büyük kimselerin dahi –hafizanallah– benlik ve enaniyetten tam tecerrüt edemediklerinden dolayı baş aşağı yuvarlanıp gittiklerinden bahsedilir. Fakat diğer yandan, menkıbelerde, yaramaz işlerle meşgul olan bir sarhoşun, yaptığı bir iyilik neticesinde, meselâ verdiği bir sadaka sonucunda, tastamam bir dönüş yaşadığı, öyle ki Ramazan-ı şerifte bütünüyle ibadet ü taate yumulduğu ve böyle bir hâldeyken Allah’a yürüdüğü ifade edilir.