Günümüzde de, ruh ve mânâ köklerimizden süzülüp gelen değerleri başkalarına anlatma yolunda gayret gösteren irşad gönüllüleri için, zılliyet planında aynı evsafa sahip olmak çok önemlidir. Mahlûkata ve insanlara acıma, varlığa karşı şefkat duyma, mesleğimizin esaslarından biridir. Tabiî, şefkatin de dereceleri vardır. Hususî bir derdi olan insana karşı şefkat duyup ona bağrını açmak veya bir aileye karşı şefkat duymak önemli olduğu gibi, bunlardan daha öte topyekûn milletine karşı acıyıp şefkat etme mevzuu daha engince bir şefkat anlayışıdır. Hazreti Pîr diyor ki: “Milletimin imanını selâmette görürsem, Cehennem’in alevleri içinde yanmaya razıyım. Çünkü vücudum yanarken, gönlüm, gül-gülistan olur.”12 İşte bu engin bir şefkatin ifadesidir. Aynı zamanda onda, şefkatin beraberinde getirdiği bir îsâr duygusu da vardır. Evet, o, kendi hayat ve huzurunu önemli görmüyor, din-i mübîn-i İslâm’ın ihyasına ehemmiyet veriyordu. Onun sahip olduğu bu engin şefkati şu sözlerinde de görebiliriz: “Şahsımın mâruz kaldığızahmet ve meşakkatleri düşünmeye bile vaktim yoktur. Keşke bunun binmisli meşakkate mâruz kalsam da iman kalesinin istikbali selâmette olsa!”13 Dolayısıyla onu bu hâliyle gören çevresindeki insanlar da, ona yürekten inanıyorlardı.
Dipnotlar
- 12 Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat s.616 (Tahliller).
- 13 Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat s.614-615 (Tahliller).