Bu noktada durup, sübjektif bir hususîyeti bulunsa da, bir hâlimi size arz edeyim. Çok defa beni sıkan hâdiselerde, yorgan ve döşeğim benim sırdaşım oluyor. O üzücü hâdiseleri size de açamıyor, kalkıp koridorlarda geziyor, bazen de masaj aletine oturuyor ve orada evrada dalarak o ruh hâletinden uzaklaşmaya çalışıyorum. Dün de beni hüzne gark edecek üzücü hâdiselerden dolayı çok sıkılmıştım. Sonra odama geldim ve “bari evradımı okuyayım” dedim. İşte o esnada Kulûbu’d-Dâria’yı açtığımda, daha önce işaret koyduğum yerin Muhammed b. Üsame Hazretleri’nin evradının bulunduğu yer olduğunu gördüm. Bu evradda Kur’ân-ı Kerim’deki tevekkülle ilgili bütün âyetler bir araya getirilmiş. Bunları okuduğumda sadrıma nasıl bir şifa verdiğini, kalbimin nasıl bir inşirahla dolduğunu şu an size ifade edemem. İşte insan hâdiselerin tazyiki altında Cenâb-ı Hakk’a teveccüh edince, teveccüh edip tevekkül, teslim, tefvîz yolunda bulununca öyle sonsuz bir güç ve kuvvete dayanmış, öyle nâmütenâhî bir inayet ve kudrete sığınmış olur ki, artık en sarsıcı hâdiseler karşısında dahi –Allah’ın izniyle– sıradağlar gibi dimdik yerinde durabilir.
Hâsılı, bizim gibi zayıf insanlar hâdiselerin perde arkasını okuyamadığından bazen sebeplere takılıp kalabilir. İşte o zaman hemen işin arka planına dönmeli ve o meselede kusurumuz olup olmadığını sorgulamalıyız. Ardından: حَسْبِيَ اللّهُ لَۤا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ“Allah bana yeter. O’ndan başka ilâh yoktur. Ben yalnızO’na dayanırım. Çünkü O, büyük Arş’ın, muazzam hükümranlığınsahibidir.”5 demeli, o hasbiye kalesine girmeli, sığınmalı ve hâlimizi Allah’a arz edip o badire ve gailelerden sıyrılmaya çalışmalıyız.
Dipnotlar
- 5 Tevbe sûresi, 9/129.