Hazreti Musa ulü’l-azm peygamberlerden birisidir.2 O, Kelîmullah unvanıyla şereflendirilmişti.3 Cenâb-ı Hak, Hazreti Musa’yı Firavun’a gönderirken, Hazreti Harun gibi, insanları büyüleyen güçlü bir hatibi, onunla beraber göndererek, onun hissiyatını âdeta bir koro hâline getirip öyle seslendirilmesine imkân vermişti.4 Ancak Hazreti Musa gibi büyük bir peygamberin kavminden bile Karunlar5 ve Samirîler6 çıkmıştı. Kim bilir onun kavminde bunlardan başka bizim bilmediğimiz kazanma kuşağında kayıplar yaşayan daha nice insan vardı. Zira o toplumun içinde öyleleri vardı ki, Hazreti Musa’yla birlikte nehri geçtikten sonra, “Bize de birtane ilâh edin, ona tapalım.”7 diyebilmişlerdi. Yani nehrin yarılması ve Firavun ordusunun orada boğulması gibi akla kapı açıp insanı imanla buluşturan açık ve beyyin mucizelerin cereyanının hemen akabinde, puta tapan birileriyle karşılaşınca, kendileri için de tapacakları bir put talebinde bulunmuşlardı.8
Dipnotlar
- 2 Bkz.: Ahzâb sûresi, 33/7; Şûrâ sûresi, 42/13; Ahkaf sûresi, 46/35.
- 3 Bkz.: Buhârî, tevhid 36; Müslim. îmân 322.
- 4 Tâhâ sûresi, 20/42-43; Şuarâ sûresi, 26/15-16.
- 5 Bkz.: Kasas sûresi, 28/76.
- 6 Bkz.: Tâhâ sûresi, 20/95-97.
- 7 Bkz.: İsrâ sûresi, 17/138.
- 8 Bkz.: Bakara sûresi, 2/50; A’râf sûresi, 7/137; Yûnus sûresi, 10/90.