İçeriğe geç

Esasında mevzuun daha iyi anlaşılabilmesi için, Kehf sûre-i celîlesinde önümüze serilen değişik tablolara birbiriyle irtibatlı bir bütün hâlinde bakılması gerekir. İşte bu perspektiften bakıldığında, o tabloların her birinde bir yönüyle seyr u sülûk-i madde itibarıyla varılacak noktaya varma adına farklı mertebelerin söz konusu olduğu görülecektir. Bu tablolarda öncelikle mağara döneminden bahsedilir;2 ardından bahçe sahiplerinin durumu anlatılarak dikkatler dünya ile imtihan olmaya çekilir;3 daha sonra Hızır’la arkadaşlık gibi ayrı bir dönem ele alınır.4 Sonunda da meseleyi noktalamadan önce deccaliyete ve Ye’cüc ve Me’cüc’e karşı sıyanet ve siper oluşturabilecek âyetlerden bahsedilir.5 Zaten Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtü vesselâm) da, deccalın şerrinden korunma adına, buradaki ilk veya son on âyetin cuma günü okunmasını tavsiye buyurmuşlardır.6 Dolayısıyla mükne meselesi, bu güzergâhtan geçtikten, bu vetireyi yaşadıktan sonra Cenâb-ı Hakk’ın lütfedeceği bir nimettir. Yani bir nemin çiy noktasına ulaşıp orada pozitif ve negatif bulutların inzimamıyla yağmur hâline gelip yeniden toprağın bağrına akması gibi bir toplumun da maddî-mânevî doygunluğa ulaşması, o çiy noktasını ihraz etmesi mükne adına çok önemlidir. İşte bütün bunlar temkine giren hususlardandır.

İçteki Temkin – Dıştaki Temkin

52