Hadis kitaplarında, sorunuzla doğrudan alâkalı olan bir hâdise daha anlatılır: Bir gün, Resûl-i Ekrem Efendimiz, ağır hasta olan Sa’d İbn Ebî Vakkas Hazretleri’ni ziyaret eder. Hal hatır sorma faslından sonra, Hazreti Sa’d, “Yâ Resûlallah, ben malı-mülkü bulunan bir kimseyim. Bir tek kızımdan başka vârisim de yoktur. Malımın üçte ikisini Allah yolunda infak etsem (de geri kalanını kızıma bıraksam) ne dersiniz?” diye sorar. Allah Resûlü, “Hayır, üçte iki fazla olur.” cevabını verir. Bunun üzerine Sa’d İbn Ebî Vakkas (radıyallâhu anh), “Peki, yarısını sadaka olarak vereyim mi?” deyince, Resûl-i Ekrem yine, “Hayır, o da çoktur.” der. Bu defa, Hazreti Sa’d, “Ya üçte birine ne dersiniz?” sualini tevcih eder. Bunun üzerine Resûlullah, “Üçte biri olabilir ama o bile çoktur. Senin geriye zengin vârisler bırakman, insanlardan dilenen fakir kimseler bırakmandan daha hayırlıdır.”10 buyurur.
Evet, İnsanlığın İftihar Tablosu, bu hâdise münasebetiyle bir kere daha dinin herkes tarafından uygulanabilecek yanına işarette bulunmuş, beşer fıtratını ve hayatın gerçeklerini nazar-ı itibara alarak bir hüküm vermiş ve kıyamete kadar O’na ümmet olmakla şereflenen bütün insanlar tarafından tatbik edilebilecek bir kural ortaya koymuştur. Şayet, bir insanın geniş imkânları varsa, vârislerini zengin edecek şekilde onlara miras bırakmasının, onları başkalarına el açıp dilenmeye terk etmesinden daha hayırlı olduğunu belirtmiştir.
Dipnotlar
- 10 Buhârî, cenâiz 37; Müslim, vasiyyet 5.