Dahası, demokrasi kültüründen mahrumiyet, hem milletin hem de idarecilerin üslûplarına da aksetti. Öyle ki, hiç kimsenin tenkit edilmeye tahammülü yok. Fakat sıra tenkit etmeye gelince ölçülü ve insaflı olanı bulmak zorlardan zor. Hemen herkes birbirini acı acı sorguluyor. Hatta tenkit zamanla iftira ve bühtana kadar varıp uzanıyor. İnsanların şeref ve haysiyetlerine dokunuluyor. Hatırlayacaksınız, bu ülkede herkesin afif ve namuslu bildiği kimselerin özel kasalarına kadın çamaşırları koyarak onları toplum nazarında bitirmek isteyenler bile oldu. Demokrasi kültüründen mahrum kimseler, onları önce ma’şerî vicdan nezdinde bir kısım günahlarla ademe mahkûm etmek ve sonra da idam sehpasına çıkarırken insanların içlerinin sızlamasının önünü kesmek istediler. Dün bunu yaptılar ve hem demokrasi imtihanını kaybettiler hem de milleti çok büyük kayıplara maruz bıraktılar. Şayet, millet fertlerine demokrasi kültürü kazandırılamazsa, yarın da aynı cürümler işlenmeyeceğini kimse garanti edemez.