İbadet ü taatte ve duada bencillikten uzak kalma, himmeti âlî tutma ve bütün akrabayı, dostları, arkadaşları düşünerek, herkesin hayrını isteme.. hatta çerçeveyi daha da genişleterek, yeryüzünde ne kadar insan varsa, hepsinin kalbini imana, İslâm’a, ihsana ve Kur’ân’a yönlendirmesi için Allah’a yalvarıp yakarma.. bunlar bize bir şey kaybettirmez. Belki de Allah öyle olmasını istiyor ve duaları o mevzuda vesile kılıyordur. Zaten, Efendimiz de öyle istiyor ve diyor ki, “Benim nâmım güneşin doğup battığı her yere ulaşacak..”12 Bu sözü, “ulaşmalı” ya da “ulaştırın” şeklinde de anlayabilirsiniz. Çünkü onun insanlığa kazandıracağı çok şey var. Madem istenen şey bu genişliktir, biz de o genişliğe hep açık durmalı ve oturup kalkıp meselelerimizi sürekli o genişlikte Allah’a sunmalıyız.
Soru: Bir hadis-i şerifte, “Her kim inanarak ve karşılığını sırf Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, onun geçmiş günahları bağışlanır.”13buyurulurkenإِيمَانًا وَاحْتِسَابًاkaydı konuluyor. Bu ifadeyi nasıl anlamalıyız?
Cevap: إِيمَانًا kelimesi; inanılması gerekli olan her şeye ve oruçla alâkalı dinî hükümlere kalbden inanmayı; orucun farz olduğuna, karşılığında büyük mükâfat bulunduğuna ve her şeyden öte rıza-yı ilâhîye bir vesile teşkil ettiğine hiç tereddüde düşmeksizin iman etmeyi vurgulamaktadır.
Evet, biz Allah’ın kullarıyız; Allah da bizim mâbudumuzdur. Bizim O’na karşı yaptığımız şeyler O’nun hakkı, bizim de vazife ve sorumluluğumuzdur. Oruç da, O’nun emri ve bizim görevimizdir. O, ibadetlerimizden her zaman haberdardır ve yaptığımız her şeyi bilmektedir. Cenâb-ı Hakk’ın görüp bildiği o amellerimiz, mevsimi gelince nemalanmış olarak geriye dönecektir. Ayrıca, ellerimizi O’na kaldırdığımızda, bir hadiste dendiği gibi; “O eller geriye boş olarak dönmeyecektir.”14
Dipnotlar
- 12 Bkz.: Müslim, fiten 19; Tirmizî, fiten 14; Ebû Dâvûd, fiten 1.
- 13 Buhârî, îmân 28; Müslim, salâtü’l-müsâfirîn 176.
- 14 Tirmizî, daavât 104; el-Bezzâr, el-Müsned 6/479; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 12/423.