İçeriğe geç

Ne var ki, bu hakikati tam kavrayamamış ve nefis tezkiyesine muvaffak olamamış bazı kimseler, ille de yaptırdıkları binanın alnına adlarının nakşedilmesini isterler. Eserlerinin “falanın okulu”, “filânın yurdu” denilerek anılmasını şeref, onur ve saygınlık vesilesi kabul ederler; hatta bu vesileyle, aile fertlerinin de itibar görmesini hedeflerler. Böylece o hayırlı işin içine görünme, duyulma, bilinme, kendini ifade etme ve parmakla gösterilme mülâhazalarını karıştırmış ve o dupduru sevap kaynağını bulandırmış, belki de kurutmuş olurlar.. bulandırmış ve kurutmuş olurlar; zira, görsünler, duysunlar, bilsinler, itibar etsinler… düşünceleriyle yapılan amellerde dünyevî menfaatler söz konusudur ve o amellerin bütün bütün boşa çıkma ihtimali vardır.

Burada Tüketilen Ahiret Meyveleri

Nitekim, bir hadis-i kudsîde Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Benim ortağa hiç ihtiyacım yoktur, Ben kendisine şirk koşulmasından uzak yegâne Zât’ım. Her kim bir iş yapar da, onda, Benden başkasını ortak kılarsa (uhrevî bir işte Allah’tan başkasının beğenmesini, alkışlamasını ve mükâfatını ararsa) onu da, o ortaklığını da terk ederim.”3 Kur’ân-ı Kerim, insanlara minnet ve eziyet etmekten kaçınmayan kimseleri Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde riya için sadaka veren zavallının hâline benzetir. Üzerinde az bir toprak bulunan bir kaya parçasının şiddetli bir yağmurdan sonra cascavlak kalmasına benzer şekilde, öyle birinin de verdiği sadakanın dünyevî menfaatlerini gördükten sonra ötelere eli boş varacağını ve ahirette müflis olacağını belirtir.4

175