Madem sahabe mesleğinin çok önemli bir esası da keşif ve keramet gibi harikulâdeliklere tâlip olmamaktır; o hâlde, ashab-ı kiramın yolunu tutan Kur’ân talebeleri de başkalarını hayran ve hayrette bırakacak sıradışı işlere merak sarmamalı; havada uçma, suda yürüme, bir bakışla uzaktaki cisimleri hareket ettirme gibi şeyleri meziyet kabul etmemeli, onlara gönül bağlamamalı ve hele asla arkalarına düşmemelidirler. Dahası, böyle bir harikanın istidrac (fasık ve facir kimselerin eliyle ortaya konan ve onlar için Allah’ın bir mekri, başkaları için de bir imtihan vesilesi olan, iman ve salih amele iktiran etmeyen harika bir hâl, söz ve tavır) olabileceği endişesiyle ürpermeli; onları açığa vurup başkalarını haberdar etme yerine Allah’a teveccüh edip istidraca maruz kalmamak için istiğfar ve duaya sığınmalıdırlar. Onları anlatıp durmayı, bayramlıklarını etrafa gösterip “Bak popullarım.. bak ceketim.. bak gömleğim…” diye caka satan çocukların komik hâlleri gibi görmeli ve öyle gülünç duruma düşmekten korkmalıdırlar.