İşte, üç kötü vasfı sıralanan bu zavallı adama da şöyle ilâhî bir vaîdde bulunulmaktadır: فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرٰى , “Onu ağır bir sorguya ve ebedî helâka giden en güç yola sardırırız!” O, hiçbir zaman aşamayacağı öyle bir yokuşla karşı karşıya getirilir ki, burada her durakta takılır yolda kalır; ötede de ateşe girmek gibi en zor ve en acı âkıbete müstehak olur.
Tefsirciler, “en zor olan” mânâsındaki عُسْرٌ ifadesini, Allah’ın sevmediği ve işlendiği takdirde insanı Cehennem’e sürükleyen ameller şeklinde anlamışlardır.9 Dünyanın zahirî güzelliklerine tamah ederek bu yola giren ve nefsanî isteklerinin kölesi hâline gelen bir insan, bu yolun her adımında kendi fıtratının ve vicdanının tersine hareket eder. Cismanî arzularını tatmin etmeye çalışırken din, diyanet, ismet ve iffet sınırlarını birer birer çiğner; her zaman günahların peşinde sürüklenir durur. Haramların teşkil ettiği fâsit dairede debelenirken, ibadet ü taat ve hayr u hasenât da ona çok zor gelir.
Dipnotlar
- 9 el-Vâhidî, Tefsîru’l-Vâhidî 2/1209; en-Nesefî, et-Tefsîr 4/343.