“Onlar orada imdat istemek için ‘Ey Yüce Rabbimiz! Ne olur, çıkar bizi buradan, dünyaya geri gönder de, daha önce yaptıklarımızdan başka, güzel ve makbul işler yapalım!’ diye feryad ederler. Fakat, onlara şöyle cevap verilir: ‘Biz, size, bir kimsenin ibret alıp gerçeği görecek kadar düşünebileceği bir ömür vermedik mi? Hem size uyarıcı da gelmişti. Öyleyse tadın azabı! Çünkü, zâlimleri kurtaracak yoktur!”3 Bazı âlimler, ibret alıp gerçeği görecek kadar düşünebilmek için on beş yaşın yeterli olduğunu söylerken, bazıları da on sekiz yaşını esas almışlardır. 4Bir kısım müfessirler ise, âyeti “Sizi kırk sene yaşatmadık mı?” şeklinde anlamışlardır.5 Ulemadan kimileri de, âyette işaret edilen sürenin “bülûğ yaşı” olduğunu söylemişlerdir.6 Fakat, Abdullah İbn Abbas Hazretleri’ne ve müfessirlerin pek çoğuna göre; bu beyan-ı ilâhî, “Biz sizi altmış sene yaşatmadık mı?” demektir.7 Çünkü, burada mevzubahis olan vasatî ömürdür; hadis-i şerifler zaviyesinden ortalama yaşın alt sınırı ise altmış senedir.
İbn Abbas Hazretleri başta olmak üzere, bazı âlimler mezkûr âyette geçen “Hem size uyarıcı da gelmişti!” ifadesindeki “nezir”den maksadın Resûl-i Ekrem (aleyhissalatu vesselâm) olduğunu söylemişlerdir.8 Kimileri de “nezir” sözünün umum peygamberler ve kitaplara şâmil bulunduğunu belirtmişlerdir. Bazıları ise, bu uyarıcıyı akıl, ihtiyarlık ve yakınların ölümü şeklinde tevil etmişlerdir.9 Meselâ; İkrime ve Süfyan İbn Uyeyne gibi büyükler, “nezir” kelimesini “ihtiyarlık” olarak yorumlamışlardır.10
Dipnotlar
- 3 Fâtır sûresi, 35/37.
- 4 İbn Ebî Hâtim, et-Tefsîr 10/3184; ez-Zemahşerî, el-Keşşâf 3/624.
- 5 et-Taberî, Câmiu’l-beyân 22/141; İbn Ebî Hâtim, et-Tefsîr 10/3184.
- 6 el-Beğavî, Meâlimü’t-tenzîl 3/573; el-Âlûsî, Rûhu’l-meânî 22/201.
- 7 et-Taberî, Câmiu’l-beyân 22/141; İbn Ebî Hâtim, et-Tefsîr 10/3184.
- 8 et-Taberî, Câmiu’l-beyân 22/142; İbn Ebî Hâtim, et-Tefsîr 10/3184.
- 9 İbn Ebî Hâtim, et-Tefsîr 10/3184; el-Kurtubî, el-Câmi’ li ahkâmi’l-Kur’ân 14/352-353.
- 10 es-Sa’lebî, el-Keşf ve’l-beyân 8/115; el-Beğavî, Meâlimü’t-tenzîl 3/573.