İçeriğe geç

Oysaki; insanın yaratılışından ve fıtratından kaynaklanan tabiî hususiyetlerine ve mebde’deki durumuna “cibilliyet” dediğimiz ve onun inkişafına da “karakter” adını verdiğimiz gibi, bu meselede de işin nazarî yanına cibilliyet, amelî yanına da karakter nazarıyla bakılabilir. Meselâ, namazı büyüklerden görme, onunla alâkalı ilmihal bilgilerine vâkıf olma ve herkesin yaptığı bir iş olarak özellikle Cuma ve bayram günlerinde onu eda etme namazın cibillî olarak ele alınmasıdır. Şayet, insan namazı ikâme etmediği zaman hayatında bir boşluk hissetmiyorsa, onu henüz karaktere tebdîl edememiş demektir. Namazı vaktinde kılmayan, cemaate yetişememesine aldırmayan, hemen her tesbihatı ciddiyetle tamamlamayan ve bunları yapmadığından dolayı içinde hiçbir burukluk duymayan bir kimse, bütün bu meselelerde nazarîde kalmış, onları tabiatının bir derinliği hâline getirememiş ve benliğine mal edememiş sayılır ki; işte bu, uhrevî hayat hesabına çok büyük bir tehlikedir.

144