Hatta, Habîb-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz, eşlerinin daha fazla nafaka talep etmelerinden dolayı o kadar hüzünlenmişti ki, hücre-i saadetine kapanmış ve bir süre hiç kimseyle görüşmek istememişti. Bunun üzerine, Allah Teâlâ, Kutlu Nebi’ye eşlerini dünya nimetleri ile kendisi arasında dilediklerini seçmekte serbest bırakmasını emretmişti. Hikmetin Lisan-ı Fasîhi, önce Hazreti Âişe (radıyallâhu anha) Validemizle konuşmuş ve ona “Sana bir şey söyleyeceğim, ama anne ve babana danışmadan acele ile karar vermeni istemiyorum!” demiş; sonra da, “Ey Peygamber, eşlerine de ki: Eğer dünya hayatını ve süsünü istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi vereyim ve sizi güzelce boşayayım! Yok, eğer Allah’ı, Resûlünü ve ahiret mülkünü isterseniz, haberiniz olsun ki Allah sizin gibi iyi hanımlara büyük mükâfat hazırlamıştır.”17 mealindeki ilâhî beyanı okumuştu. Hazreti Âişe, bu sözleri duyar duymaz hiç tereddüt etmeden, “Yâ Resûlallah, anne ve babama Senin hakkında mı danışacağım; hayır, ben kesinlikle Allah’ı, Peygamberini ve ahiret yurdunu tercih ediyorum!” demişti.18
Dipnotlar
- 17 Ahzâb sûresi, 33/28-29.
- 18 Buhârî, tefsîru sûre (33) 4; Müslim, talâk 22.