İçeriğe geç

Evet, his ve heyecan Allah’ın ihsan ettiği, şükür isteyen çok önemli nimetlerdir. Fakat o nimetlerin üstünde daha önemli bir nimet vardır ki, o da, o nimetlerin akılla test edilmesidir. Yani tefekkür, tezekkür, teemmülle sağlamasının yapılması, derinleştirilmesi, zamanîleştirilmesi yani her yerde uygulanır hâle getirilip evrensel bir dinamik hâline dönüştürülmesidir.

Bu açıdan en küçük mevzudan en büyük meseleye kadar his, heyecan ve akıl dengesini sağlamak çok önemlidir. Müslüman, denge insanıdır. Kur’ân dengeyi sırat-ı müstakîm olarak ortaya koyar. Denge ise, ifrat ve tefritlerden uzak yaşama demektir. Fatiha sûre-i celilesinde yer alan اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ âyeti de günde kırk defa bize bu espriyi telkin eder. Allah (celle celâluhu) daha Kur’ân’ın hulâsası olan ilk sûrede, evsaf-ı sübhaniyesini, güç ve kuvvetini ifade ettikten, bizi kulluk sırrına çağırdıktan ve onu hakkıyla eda etme adına yardımı kendisinden istemeye bizi davet ettikten hemen sonra en büyük yardımın sırât-ı müstakîme hidayet olduğunu vaz’ buyuruyor. Malum olduğu üzere mü’min beş vakit namazıyla günde en az kırk defa Cenâb-ı Hak’tan bunu istiyor. Ancak denge, mü’min hayatında o kadar önemlidir ki, onu günde kırk defa değil, bin defa bile talep etsek zannediyorum yine de kamet-i kıymetine uygun talepte bulunmuş olmayacağız.

233