Münafık
Soru: “Mü’minlerle beraber olalım, ganimet alırsak ne âlâ; yoksa döner geliriz.” diyen iki kişi hakkında nazil olduğu rivayet edilenوَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَعْبُدُ اللّٰهَ عَلٰى حَرْفٍ فَإِنْ أَصَابَهُ خَيْرٌ اطْمَأَنَّ بِه۪ وَإِنْ أَصَابَتْهُ فِتْنَةٌ انْقَلَبَ عَلٰى وَجْهِه۪ خَسِرَ الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةَ ذٰلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُبِينُ“Öyle insanlar vardır ki Allah’a, sırf bir hesaba binaen, kıyıdan-köşeden bir yerde ibadet (kulluk) eder. Şayet umduğu faydayı elde ederse onunla huzur bulup sevinir, eğer bir sıkıntı ve imtihana mâruz kalırsa yüzüstü dönüverir. O dünyasını da, ahiretini de kaybetmiştir. İşte bu, apaçık ziyanın ta kendisidir.”1ilâhî beyanındakiعَلٰى حَرْفٍkaydı ne ifade etmektedir?
Cevap: Sözlük anlamı itibarıyla “حَرْفْ – harf” bir şeyin kıyısı, keskin yüzü, yan tarafı; uç, sınır, kenar, hudût gibi mânâlara gelmektedir. Meselâ “harfü’l-cebel” denildiğinde “dağın kenarı, uç kısmı, uçuruma bakan yanı” kastedilir.
Şimdi isterseniz etimolojik teferruata girmeden kelimenin bu sözlük anlamından hareketle umumî çerçevede âyetin mânâ ve muhtevası üzerinde durmaya çalışalım:
Bazı kimseler vardır ki, bir kısım avantaj ve imkân elde edebileceklerini düşünerek inanmadıkları hâlde inanıyor görünür, kalben inkâr ettikleri hâlde dilleriyle “inandık” der ve ikiyüzlü davranırlar. Bu sebeple onlar, işin merkezinde değil de, kıyısında-köşesinde durur; menfaat ve çıkarın söz konusu olduğu dönemlerde âdeta dini diyaneti bir ucundan tutar, “Bir kenarından da olsa İslâm’a sahip çıkıyor.” şeklinde bir görüntü vermeye çalışırlar.
Dipnotlar
- 1 Hac sûresi, 22/11.