İçeriğe geç

Evet, bulundukları konum itibarıyla onları ne oraya ne de buraya koyabilmek mümkün değildir. Bir yandan bakınca işin içinde gibi görünürler. Fakat öyle bir yerde duruyorlardır ki, başlarına bir gâile geliverse içinde görünüyor oldukları o işten hemen sıyrılabilecek bir konumdadırlar. Zaten bir ibtila, bir imtihan söz konusu olduğunda fırsatını bulur bulmaz iç yüzlerini ortaya kor ve “Biz bu işin içinde yoktuk, hiç olmadık; sadece, ‘Bu Müslümanlar ne yapar ne eder neler düşünürler, şöyle bir bakalım!’ demiştik.” türünden laflar ederler. Hatta bazen “Onlara o kadar yakın durmamızın sebebi çevirdikleri oyunları tespit etmek içindi.” deyip mü’minlere iftira atmak suretiyle vaziyeti kurtarmaya çalışırlar.

İşte Kur’ân-ı Kerim, çerçevesini ortaya koymaya çalıştığımız bu tipteki karakterleri وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَعْبُدُ اللّٰهَ عَلٰى حَرْفٍ“İnsanlardan kimi Allah’a, sırf bir hesaba binaen, bir yönden, bir kıyıdan kulluk eder.” sözleriyle ifade buyuruyor. Âyetin sonunda da hayatını bu şekilde düal olarak sürdürmeye çalışan kişinin, خَسِرَ الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةَ hem dünya, hem de ahirette hüsrana uğrayacağı, bunun da ذٰلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُبِينُ apaçık bir ziyanın ta kendisi olduğu haber veriliyor.

Nüzul Sebebi Hususî, Hüküm ise Umumîdir

155