İçeriğe geç

Kur’ân’ın ilk sûresi olan Fatiha sûresi besmeleden sonra, اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ“Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a hastır.”3 âyetiyle başlamaktadır. Yani biz daha Kur’ân’ı açar açmaz onu okumaya hamdle başlıyoruz. Sonra Kur’ân’ın yaklaşık olarak rub’u (çeyreği) geliyor, yine hamdle başlayan bir sûre görüyoruz: اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضَ وَجَعَلَ الظُّلُمَاتِ وَالنُّورَ“Hamdolsun gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a.”4 Burada makro âleme dikkatler çekilerek, sema ve arzdaki nimetler insanın önüne serildikten sonra tekrar mesele hamde bağlanıp: فَقُطِعَ دَابِرُ الْقَوْمِ الَّذِينَ ظَلَمُوا وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ“Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun ki böylece, zulmedip duran o gürûhun arkası kesildi.”5 buyruluyor.

Yine bir rub’u geçerek Kur’ân’ın ortasına geldiğimizde karşımıza Kehf sûresi çıkıyor ki bu sûrenin de اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِۤي أَنْزَلَ عَلٰى عَبْدِهِ الْكِتَابَ وَلَمْ يَجْعَلْ لَهُ عِوَجًا“Hamd O Allah’a mahsustur ki kuluna kitabı indirdi ve onun içine tutarsız hiçbir şey koymadı.”6 şeklinde hamdle başladığını görüyoruz.

Bir rub’u daha geçtiğimizde ise yine hamdle başlayan Sebe sûresi ve onu müteakiben Fâtır sûresi karşımıza çıkıyor. Sebe sûresinde, اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَلَهُ الْحَمْدُ فِي الْاٰخِرَةِ“Bütün hamdler, güzel övgüler gerçek ilah olan Allah’a mahsustur ki göklerde ve yerde olan her şey O’nundur. Âhirette de hamdler O’na mahsustur.”7 diye ifade edilirken Fâtır sûresinde; اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ فَاطِرِ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِ جَاعِلِ الْمَلَۤائِكَةِ رُسُلًا أُۨولِۤي أَجْنِحَةٍ مَثْنٰى وَثُلَاثَ وَرُبَاعَ“Hamd, gökleri ve yeri yaratan ve melaikeyi iki, üç, dört… kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur.”8 buyuruluyor.

179