İçeriğe geç
13. Bölüm

Muhasebe Ve İstiğfar

Soru: Değişik belâ ve musibetlere maruz kalındığında, imtihan sürecinin mü’mine yakışır bir şekilde atlatılabilmesi adına hangi ölçülere dikkat edilmelidir?

Cevap: “Sana gelen her iyilik Allah’tandır. Başına gelen her fenalık ise nefsindendir.”67 fermanına inanan bir insan, karşısına çıkan her belâ ve musibeti öncelikle kendi işlediği hata ve günahlara vermelidir. Mesela, yürürken elindeki bardak veya tabak yere düşse, bunu kendinden bilmeli, o andaki tahayyül, tasavvur veya taakkul dünyasındaki bir inhirafa vermeli ve şöyle demelidir: “Acaba ben huzur-u kibriyaya yakışmayan ne gibi bir halt karıştırdım ki böyle bir sıkıntıya maruz kaldım?” Çünkü kâinattaki hiçbir hâdisede rastlantı yoktur. Dikkatli bir nazarla hayat süzüldüğünde görülecektir ki, esasında çok küçük musibetler bile birer ikazdır ve her hâdisenin bir sinyal yanı vardır. İnsan o ikazı anlayabilir, Allah’a teveccüh eder ve o belâya kefaret olabilecek bir hayır ortaya koyarsa, bunlar, Allah’ın inayetiyle daha büyük kaza ve belâların def edilmesine vesile olur. Evet, o türlü musibetler hem birer sinyaldir hem de aynı zamanda birer kefarettir. Mesela, kırılan bir bardak, bir belâ ve musibet zincirini kırmış ve günahları da temizlemiş olabilir. Nitekim bir hadis-i şerifte, “Müslüman’ın başına gelen hiçbir yorgunluk, hastalık, keder, üzüntü, eziyet, gam ve hatta ayağına batan diken yoktur ki Allah onunla günahlarından bir kısmını bağışlamasın.”68 buyurulmaktadır.

Hakiki Suçluyu Bulma Yolunda

92