İçeriğe geç
5. Bölüm

Geleceği İnşa Edecek Fikir Mimarları

Soru: Bazı öğretmenler, bir kısım maddî mahrumiyet ve zorlukların yanında, öğrencilerin haylazlığı, okuma ve öğrenmeye meraklı olmamaları gibi hususların kendilerini zaman zaman etkilediğini ifade ediyorlar. Bu konudaki düşüncelerinizi lütfeder misiniz?

Cevap: Dinî bir kısım esasları göz önünde bulundurarak diyebiliriz ki, öğrenme ve öğretme, ucu gökler ötesine uzanan iki yüce vazifedir. Pek çok âyet-i kerime ve hadis-i şerifte ilmin önemine dikkat çekilip insanlar ona teşvik edilmiştir. Mesela bir âyet-i kerimede Cenâb-ı Hak, هَلْ يَسْتَوِي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”29 beyan-ı sübhânisiyle, bilenlerin bilmeyenlerden daha üstün olduğuna işaret ederken başka bir âyet-i kerimede ise هَلْ يَسْتَوِي الْأَعْمٰى وَالْبَصِيرُ أَفَلَا تَتَفَكَّرُونَ “Hiç körle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?”30 buyurmak suretiyle bilenleri görenlere, bilmeyenleri ise körlere benzetmiştir.

Peygamber Yolunun Mirasçıları

Seyyidina Hz. Âdem’in (aleyhisselâm) meleklere faikiyeti anlatılırken, onun potansiyel olarak ilme açık bulunmasının öne çıkarılması da, Kur’ân-ı Kerim’in ilme verdiği önemi göstermesi açısından mânidardır. Zira Allah Teâlâ, Hz. Âdem’e bütün isimleri öğrettikten sonra, bunları meleklere arz etmiş, fakat onlar bilememiş; Hz. Âdem ise kendisine talim edilen esmâyı bildirmiştir.31 Buradan anlaşılmaktadır ki, insana melekler üzerinde mevki kazandıran en önemli husus, ona “esmâ”nın talim edilmesi yani onun potansiyel olarak ilme açık bulunmasıdır.

İlmi, bir yönüyle peygamberlik mirası olarak nazara veren Allah Resûlü de (aleyhissalâtü vesselâm) şöyle buyurmuştur:

إِنَّ الْأَنْبِيَاءَ لَمْ يُوَرِّثُوا دِينَارًا وَلَا دِرْهَمًا وَرَّثُوا الْعِلْمَ فَمَنْ أَخَذَهُ أَخَذَ بِحَظٍّ وَافِرٍ
36