İçeriğe geç

Böyle ham ruhların, nefislerini tatmin yolundaki nisbî şer sayılan her hareket ve faaliyetleri, bir ölçüde ruhun darbelenmesi sayılsa da, netice itibarıyla bir kısım şerlerin önlenmesine ve nisbî güzelliklere vesile olması bakımından “ehven-i şer”, hatta dolaylı olarak bir hayır da sayılabilir. Evet, gırtlağına “hakk-ı temettu” arayan bir ses sanatkârı, fuhşa ait şarkılarıyla etrafımıza sis ve duman püskürteceğine, ilâhî bir nağme, canlı bir kaside ve mevlitten bir bahisle boşalması daha az zararlı, hatta bazıları için hayırlı dahi sayılabilir.

* * *

Samimiyet ve ihlâs, yapılan bir işin ruhu ve o işi yapanın da vasfıdır. Buna göre, yapılan herhangi bir amelin Yaradan’ın nezdinde makbul olması, o amelin yürekten ve karşılık beklememe niyetiyle yapılmasına, yapanın kalbine de Hak rızasından gayrı bir şeyin girmemesine bağlıdır. Ne var ki, her ferdin bu ölçüde hizmete muvaffak olabilmesi oldukça zordur. Binaenaleyh, böylelerinde şer veya hayrın hâkim olmasına göre kanaat yürütülmelidir. Evet, öyle işler vardır ki, gösteriş ve âlâyiş tarafı ağır basmakla beraber, ideallerimize, mukaddes düşüncelerimize ve insanımıza mutlak surette zararlı olduğu iddia edilemez. Bunlar, yaptıkları işlere şahsî arzu ve isteklerini karıştırabilir, Hakk’ın rızasını her zaman düşünemeyebilir, yaptıkları yanlışlıklar karşısında iki büklüm olup âh u enîn etmesini bilemeyebilirler; ama, inançlarında ve istikametlerinde Hakk’ın yanında olmadıklarını söylemek de kat’iyen doğru değildir.

* * *

155