Bir sahifede milyonlarca kitabı birbirine karıştırmadan yazıp nazarımıza arz eden bir Zât, formalarını söküp dağıttığı bir kitabı ikinci defa aynı şekilde bir araya getireceğini vaad etse, bu, O’nun kudretinden uzak görülebilir mi?
Yoktan, bir makineyi icat eden sanatkâr, daha sonra bu makineyi söküp dağıtsa ve ikinci defa aynı makineyi monte edeceğini söylese, inkâr edilebilir mi? Hiçten ve yoktan bir orduyu teşkil edip intizam altına alan bir kumandan, efradı istirahat için dağılmış bir orduyu, bir boru sesiyle tekrar toplayabileceğini söylese, ona karşı “Hayır yapamazsın.” denilir mi?
İşte bu basit misaller dahi ahiretin inkârının mümkün olmadığına kanaat getirtmeye kâfi ve yeterlidir. Hâlbuki bunun misali üç-beş değil, üç yüz bin, belki milyonlarcadır.