İçeriğe geç

Hadisin devamında, oruçlunun ağız kokusunun Allah katında misk kokusundan daha hoş olduğu ifade ediliyor. Oruç tutanın ağız kokusu açlıktan kaynaklanır. Allah katında bu koku miskten, anberden daha tatlı, daha nefis ve daha temizdir. Temiz ruhlar olan melâikenin hoşlandıkları kokular vardır. Onlar, gül kokusundan misk ü anbere kadar güzel kokulardan hoşlanırlar. Mele-i A’lâ’da güzel kokular sırlı hazineleri açan anahtarlar hükmündedir. Oruçlunun ağız kokusu da bu güzel kokular cümlesindendir. Böyle olması, orucun Allah’la kul arasında irtibat buudlu bir ibadet olmasındandır. Bu yönüyle oruç, kendi derinliği içinde ele alınmalıdır. Yoksa ağız kokusu haddizatında hoş bir şey değildir.

Zahiren kerih görünen bazı şeyler vardır ki neticesi itibarıyla çok hoş, çok kıymetlidir. Mesela şehidin vücudundaki yara Allah nazarında belki bir güldür. Ondan akan kanın kokusu da nezd-i ulûhiyette misk ü anber kokusu gibidir. Bu sebeple şehitler yıkanmadan defnedilir. Oysaki insan onu zahiren kerih görebilir.

Oruçlunun ağız kokusu da böyledir. Açlıktan kaynaklanan ve kerih olan bu koku, Allah’ın rızasını kazanma mânâsını içerdiğinden dolayı Allah katında güzeldir. Mü’minin Rabbi için katlandığı bu zorluklara mukabil Allah da onun ağız kokusunu bile değerli kılmakta, onu misk ü anberden üstün tutmaktadır. Ayrıca bu durum, Allah uğrunda katlanılan en basit meşakkatin bile nezd-i ulûhiyette ne kadar kıymetli olduğunu göstermesi açısından önemlidir.

Hâsılı mü’min, oruç tuttuğu her günün her saatinde bu mânâları hissederek âdeta kendisine uzanmış bir merdivende miraç yapıyor gibi yükselir ve bu yükseliş Allah indinde mükâfatını alıncaya kadar devam eder.

Oruç Bedenin Zekâtıdır

Hazreti Ebû Hüreyre’nin (radıyallâhu anh) rivayet ettiği bir hadiste Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

107