İçeriğe geç

Havassın Orucu: Midesine oruç tuttururken onunla birlikte el, dil, göz ve kulak gibi azalarını da çirkin şeylerden koruyan, bu sayede orucun bereket ve feyzini tatmaya çalışan seçkin kulların orucudur. Böyleleri dövene elsiz, sövene dilsizdirler. Konuşmaları hep rıza-i ilâhî çerçevesinde cereyan eder. Kulakları, çirkin şeyleri dinlemeye kapalıdır. Gözleri de haram şeylere asla nazar etmez.

Ehassü’l-havassın Orucu: Havassın orucuna ilave olarak kalb, hayal ve fikirlerini dahi dergâh-ı ilâhide güzel görülmeyen yabancı şeylerden uzak tutarak Allah’ın seçkin kulları arasında hususi bir yere sahip olan müttakilerin orucudur. Bu oruçta, Allah’tan başkasını kalbden tamamen uzaklaştırmak esastır. Allah rızası eksenli olmayan her türlü dünyevî düşünce bu orucu mânen bozar.162

4. Hâlisane Oruç Tutma

Oruç tutarken dikkat edilecek hususlardan en önemlisi ise, orucunu sırf Allah rızası için hâlisane tutmaya gayret etmektir. Kul, oruç tutarken hulûs içinde olmalı, orucu, Cenâb-ı Hakk’ın kendisine armağan etmiş olduğu bir hediye gibi telakki etmeli ve katiyen onun içine Rabbin rızasından başka bir şey karıştırmamalıdır. Dahası, sürekli “Orucumu tam tutamadım, onu hakkıyla eda edemedim, Ramazan’ın hakkını veremedim.” mülâhazaları içinde bulunmalıdır. Yoksa bir şey yapıyor gibi çalıma girme, “şöyle tutuyorum, böyle tutuyorum” gibi başkalarına caka yapma; “Geceleri kalkıp şunu yapıyorum, bunu yapıyorum.” diyerek fahirlenme, süm’a ve riyaya girme, ibadetlerinin güya derinliğini hissettirmeye çalışma gibi şeyler ihlâsa manidir.

Öyleyse orucun bütünüyle Cenâb-ı Hakk’a, O’nun rızasına bağlanması gerekir. Ve zaten insanın, orucu, O’ndan alıp kendinize mâl etmesi, onunla Allah’ın rızasının dışında bir kâr elde etmeye çalışması, orucun vaz’ ediliş hikmetine aykırıdır. Çünkü Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:

الصَّوْمُ لِي وَأَنَا أَجْزِي بِهِ

131