Bir kere ibadetler, fani olan insanı ebediyete ehil hâle getirir. Yüceler Yücesi Hazreti Allah’la arasında yetmiş bin perde olan ve O’nu görmesi mümkün olmayan insanı, kalb ve ruh ufkundan Rabbini müşahede edecek keyfiyete yükseltir. Dünyada neyi verirse versin, Allah’ın rızasını peyleyecek kadar servete sahip olamayan bir insana, Allah’ın rızasını kazandırır. İşte oruca da bakarken başta bu mülâhazayla bakmak lazımdır. Yani o, insanın Cennet’e ehil hâle gelmesi adına bir imkân, Cemâlullah’ı müşahede etmesi için gerekli olanı elde etme yolunda çok önemli bir nimettir.
Evet, her ibadetin dünyada bir kısım faydaları, maslahatları, hikmetleri görülebilir. Mesela, zekât bir köprüdür. Çünkü o, fakir sınıfla zengin sınıf arasında bir irtibat vesilesidir. Aynı şekilde hac, çok geniş bir kongredir; o toplantılarda dünyevî bazı faydalar, neticeler hâsıl olabilir. Fakat oruç ibadeti bunlardan biraz daha farklıdır. Her ne kadar insan ve toplum açısından bir kısım fayda ve maslahatları olsa da ondaki bu faydalar diğer ibadetler kadar belirgin değildir. Ayrıca bir insanın oruçlu olup olmadığının başkaları tarafından takip edilmesi ve bilinmesi çok zor olduğu için o, tamamen Allah’a aittir. Mükâfatı da mağfirettir. Nitekim Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) orucun bu hususiyetini şöyle ifade etmişlerdir:
مَنْ صَامَ رَمَضَانَ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ
“Kim sevabına inanarak ve mükâfatını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları affedilir.”87
Evet, şayet her sene tutulan oruçla insanın geçmiş günahları affediliyorsa, böyle bir insan kazanmış demektir. Onun burnu yere sürtülmez; ne burada ne kabirde ne de mahşerde… İsterseniz, “Bu mekânlarda, bu konaklarda herhangi bir derbederliğe maruz kalmaz.” da diyebilirsiniz.