İçeriğe geç
51. Bölüm

İman Bir Kalb İşidir

İMAN BİR KALB İŞİDİR

Soru: İnsan öldüğü zaman imanı ruhta mı kalıyor, yoksa cesette mi?

İman bir kalb işidir. Kalbin zihin, irade ve latîfe-i Rabbâniye gibi rükünleri vardır. Ruh, bu mekanizmayı işletici en büyük âmildir. Ceset, fizyolojik hüviyetiyle ruhla münasebet kurduğu, yani işlerini ruhun fakültelerine soktuğu nispette maddî-mânevî canlılığını devam ettirir. Binaenaleyh, insanın cesedi vardır ve bu ceset bütün bir hayat boyunca değişir durur. İnsanda değişmeyen sabit bir hakikat ve basit bir cevher vardır ki, o da ruhtur. İnsan, ruhuyla Allah’a (celle celâluhu) iman eder, ruhuyla kabre girer ve ruhuyla berzah hayatını yaşar. Mü’min, ruhun gözleriyle Cennet-i A’lâ’yı, kâfir ise Cehennem’e ait manzarayı müşâhede eder. Ceset, kabirde çürür. Öyleyse iman ve iz’an ruhla beraber devam ediyor demektir. Ehl-i keşfi’l-kubûrun (kabirdekilerin hâllerini müşâhede eden Allah’ın veli kullarının) bir kısım müşâhedelerine dayanarak rahatlıkla diyebiliriz ki, iman eden insanlar orada yudum yudum imanın lezzetlerini yudumlarlar; küfür içinde yaşayan kimseler ise küfrün –şecere-i zakkum gibi– meyvelerini yer ve dudaklarıyla beraber ciğerlerini, ciğerleriyle beraber de kalblerini parçalarlar.

Bir kimse rüyasında, vefat edip ahirete göçmüş birisini tıpkı dünyada olduğu gibi orada da abdest almaya hazırlanırken görür. Kendisine “Nasılsın?” diye sorar. O da, “Vallahi, ahiret anlattıkları gibi korkunç değil, çok iyi buldum.” der. (Ahiret, Rabbe teveccüh eden insanlar için çok iyidir.) “Sen Cennetlik mi, yoksa Cehennemlik misin?” diye sorunca, “Henüz belli değil.” cevabını verir. Bundan anlaşılmaktadır ki, ahirete intikal edenler orada da ahirete, haşre-neşre, mizana-muvazeneye, amellerin tartılmasına, hayrın ve hasenatın rüçhaniyetiyle Cennet’e gitmeye veya aksiyle Cehennem’e girmeye iman içindedirler.

185